www.kesfetmekicinbak.com


Bukalemun -
Sanal Yeşil Atlas


Doğa Ansiklopedisi
Türkiyede Korunan Alanlar
Doğa Korumacı Kuruluşlar
Doğa Koruma Kılavuzu
Kuş gözlemcisi olmak istiyorum
E-Kart Gönder
İletişim
Üye girişi

ARA


YeşilAtlas Arşivi
TÜM SAYILAR !
Doğa için şikayet dilekçesi
nasıl yazarım
Doğa koruma ailesine katılın!
İl il doğa korumacılar
  Ziyaretçi Defteri
 

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK VE DOĞAL SİTLER

Türkiye'de hiçbir koruma statüsüne sahip olmayan veya korunsa da önlemlerin yeterince etkili olmadığı pek çok önemli doğal alan bulunmakta.Bu alanları belirlemek ve bir an önce koruma altına almak, hem doğanın korunması, hem de doğal kaynakların sağlıklı bir şekilde kullanılması için büyük önem taşıyor.

Yazı: Güven Eken


Günümüzde, dünyada, korunması gereken doğal alanların belirlenmesi için pek çok yöntem kullanılıyor. Bu yöntemler, var olan doğa koruma alanlarının eksiklerini ortaya çıkarıyor ve yeni koruma alanlarının belirlenmesi sürecine yön veriyor. Türkiye'de de bu yöntemlerin bir kısmı bugüne kadar çeşitli sivil toplum kuruluşları ve bilim adamları tarafından etkin bir şekilde uygulandı. Bu çerçevede, Türkiye'nin önemli kuş alanları, önemli bitki alanları, denizkaplumbağası üreme alanları ve önemli Akdeniz foku alanları belirlendi.
Bu çalışmalar sonucunda üretilen haritalar üst üste getirildiğinde, Türkiye'nin hemen her yerine dağılmış çok sayıda önemli biyolojik çeşitlilik alanı olduğu anlaşılıyor. Bu alanların büyüklükleri iki hektar ila iki milyon hektar arasında değişiyor. Önemli kuş, bitki, denizkaplumbağası ve Akdeniz foku alanları birbirleriyle belli ölçülerde çakışıyor.
Türkiye'de bugüne kadar tanımlanmış önemli biyolojik çeşitlilik alanlarının büyük bir kısmı herhangi bir koruma statüsüne sahip değil. Örneğin önemli kuş alanlarının yüzde 46'sının, önemli bitki alanlarının ise yüzde 47'sinin herhangi bir koruma statüsü yok. Bu alanların günümüze kadar bozulmadan ulaşabilmelerinin en önemli nedenleri Orman Kanunu, Kıyı Kanunu ve İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği gibi doğal yaşam ortamlarının ancak kısıtlı kullanımına olanak veren yasal düzenlemeler.
Koruma altında olan alanların ise çok büyük bir kısmı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu aracılığıyla ilan edilen doğal sit alanı statüsüne sahip. Örneğin önemli kuş alanlarının yüzde 46'lık dilimi doğal sit statüsüyle korunuyor ve bunların yüzde 25'lik bir kısmının doğal sitten başka hiçbir koruma statüsü yok. Başka bir deyişle, doğal sitin yaptırımları gevşetildiği takdirde önemli kuş alanlarının en az yüzde 25'i tehlike altına girecek. Benzeri bir durum, diğer canlı grupları için önemli alanlarda da geçerli.

Genel olarak bakıldığında, doğal sit alanları Türkiye'deki önemli biyolojik çeşitlilik alanlarını en etkili şekilde kapsayan koruma statüsü. Türkiye'deki diğer alan koruma statüleri olan tabiatı koruma alanı, milli park, tabiat parkı, özel çevre koruma alanı ve Ramsar alanı gibi düzenlemeler ne yazık ki çok kısıtlı bir alanı kaplıyor.
İdeal koşullar altında, Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkedeki korunan alanlar ağını gözden geçirerek uluslararası öneme sahip olduğu kanıtlanmış tüm biyolojik çeşitlilik alanlarına (kuş, bitki, denizkaplumbağası ve Akdeniz foku alanları ile diğer türler için önemli olduğu bilinen alanlar) uygun bir koruma statüsü vermesi ve bu bölgelerdeki kaynakları doğal yapıya zarar vermeden kullanmanın yollarını araması gerekiyor. Bu yaklaşımı, Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde de dikkate almamız gerekiyor ve uyum çalışmaları çerçevesinde AB ölçeğinde önemli Natura 2000 alanlarını belirlemeye yönelik projeler tüm hızıyla başlamış durumda.

Durum böyleyken, Türkiye gerçeğinde tam tersi bir mücadele yaşanıyor. Halihazırda doğal sit statüsüyle korunan önemli doğal alanların hiçbir ön çalışma ve ekolojik değerlendirme yapmadan insan kullanımına açılması planlanıyor. Doğal koruma için ayrılan alanlar, Türkiye'deki biyolojik çeşitliliğin korunması için yetersiz olduğu çok somut olarak bilinen diğer beş statü (tabiatı koruma alanı, milli park, tabiat parkı, özel çevre koruma alanı ve Ramsar alanı statüleri) ile kısıtlanmak isteniyor.
Türkiye'nin doğal mirasını korumak için günümüzde pek çok fırsat ve bu fırsatları sonuna kadar kullanmamızı destekleyen yasal dayanaklar bulunmakta. Bu fırsatların daha da geç olmadan kullanılması ve doğal alanları boş ve işlevsiz bir arsa olarak görme döneminin artık sona ermesi gerekiyor.
Doğal alanların milyon dolarlarla ölçülemeyecek kadar çok ekolojik değerleri, ayrıca orta vadede, hemen bugün yapılmak istenen yatırımlardan çok daha yüksek ekonomik katkıları bulunmakta.
Türkiye'nin eşsiz doğal coğrafyalarına bugün ulusça sahip çıkarsak onlarla birlikte biz de sonsuza kadar yaşayacağız. Eğer bunu başaramazsak, tıpkı onlar gibi bizler de yok olacağız.

Önemli Biyolojik Çeşitlilik Alanları

59. Hükümet'in öne sürdüğü yasa değişikliği gerçekleştiği takdirde, bugüne kadar doğal sitler sayesinde korunmuş pek çok doğal alan korumasız kalacak. Türkiye'de 165 önemli kuş alanı, 122 önemli bitki alanı, 17 denizkaplumbağası üreme alanı ve 35 önemli Akdeniz foku alanı tanımlanmış durumda. Bu önemli biyolojik çeşitlilik alanları, Türkiye'nin hemen her yerine dağılmış ve birbirleriyle önemli ölçüde çakışıyor. Bu alanların bilimsel revizyonu AB ile bütünleşme sürecinde Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Natura 2000 Projesi kapsamında yapılacak

Göster

Doğal Sit Alanları

Doğal sit alanları, Türkiye'deki önemli biyolojik çeşitlilik alanlarını nispeten iyi bir şekilde kapsamakta. Göster

Göster

Türkiye'deki diğer alan koruma statüleri olan tabiatı koruma alanı, milli park, tabiat parkı, özel çevre koruma alanı ve Ramsar alanı gibi düzenlemeler ise ne yazık ki çok kısıtlı bir alanı kaplıyor.

Doğal Sitler Sayesinde Korunan Önemli Kuş Alanları

Türkiye'deki önemli kuş alanlarının yüzde 46'sının hiçbir koruma statüsü yok. Uluslararası öneme sahip bu alanların diğer bir yüzde 46'lık dilimi ise doğal sit statüsüyle korunuyor ve bunların yüzde 25'lik bir kısmının doğal sitten başka hiçbir koruma statüsü yok. Başka bir deyişle, doğal sitin yaptırımları gevşetildiği takdirde önemli kuş alanlarının en az yüzde 25'i tehlike altına girecek. Oysa bu alanlar, aday ülke olduğumuz Avrupa Birliği'nin yasal kriterlerine göre Natura 2000 alanı statüsüyle korunması gereken doğal coğrafyalar arasında yer alıyor.

Kaynak: BirdLife International ve Doğa Derneği, 2003 Göster

Sayı 124 / Temmuz 2003

Görüşünü
Bildir
Not Ver Arkadaşına
gönder
Haberi yazdır
Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.