|
Diğer yandan onu bol bol tüketir ve kullanırız. Örneğin bir kilogram patates üretmek için, bir ton su gerektiğini, yine tükettiğimiz her kg. Kağıt için doğanın ve endüstrinin 295.000 litre su kullandığını hiç aklımıza getirmeyiz. Şimdi gelin, suyun doğadaki davranışlarına biraz daha yakından eğilelim: Yeryüzündeki tüm canlı cansız maddeler, yüzeydeki, derindeki ve atmosferdeki su ile sürekli iletişim halindedir. Bir diğer deyişle madde ile ortamdaki su, karşılıklı olarak birbirleri tarafından bir dengeye ulaşıncaya kadar absorblanmaya (alışverişe) elverişlidirler. Belirli bir sıcaklıkta ve denge halindeki maddenin içerdiği su ile ortamdaki su buharının kısmı basıncı, su absorbsiyon izotermi olarak bilinir. Doygunluk basıncı ile ilişkili olan bu olay, göreli buhar basıncına(bağıl atmosferik nem) eşit olup, o maddenin su etkinliği(aw) olarak tanımlanır. Doğal olarak bu olaylarda suyun bağlı olmayıp serbest konumda bulunması gerekir. Buradan yola çıkarak suyun doğadaki ve canlı cansız maddelerdeki ilişkisini anlayabilmek için daha onlarca yıl araştırma yapmak zorunludur. Çünkü su, kendi gizemini birtürlü insan oğluna vermek istemez. Suyun davranışını kavrayabilmek için yaşamı sağlayan enerji ile olan ilişkisine bir bakalım. Suyun en az enerji yüklü olduğu durumu, moleküllerinin birbirine sıkıca bağlı olduğu buz yani katı halidir. Moleküllerde bir hareketlilik gözlenmez. Ortamdaki enerji yoğunluğu artarsa, bağlar gevşer, gram başına 80 kalorilik enerji alarak sıvı haline geçer. Bu durumda moleküller hareketlidir, yani enerji yüklüdürler. Enerji yoğunluğu artarsa(sıcaklık), her derece (C) artışına karşın 1 kalorilik enerji yüklenerek daha hareketli bir duruma geçerler. Buharlaşma noktasına ulaşıldığında bu kez 540 kalorilik bir enerji alarak gaz haline geçer, yani su molekülleri arasındaki bağ daha da azalmış olur. Ortamdaki enerji yoğunluğu artarsa, H2O molekülleri de dağılıp, iyonlarına yani +H ve –O parçalarına ayrılır çok daha enerjik olurlar. Dr. Vural Yiğit |

Not Ver