www.kesfetmekicinbak.com


Bukalemun -
Sanal Yeşil Atlas


Doğa Ansiklopedisi
Türkiyede Korunan Alanlar
Doğa Korumacı Kuruluşlar
Doğa Koruma Kılavuzu
Kuş gözlemcisi olmak istiyorum
E-Kart Gönder
İletişim
Üye girişi

ARA


YeşilAtlas Arşivi
TÜM SAYILAR !
Doğa için şikayet dilekçesi
nasıl yazarım
Doğa koruma ailesine katılın!
İl il doğa korumacılar
  Ziyaretçi Defteri
 
Küresel Isınma Ve Türkiye

SAYI NO: 11 / Aralık 2008
  • Küresel Isınmanın Kısa Tarihi
  • Küresel Paranoya
  • İklim Krizi Ve Tarım
  • Anadolu Buzulları
  • Küresel Isınma Ve Türkiye Denizleri
  • Küresel Isınma Ve Korunan Alanlar
  • Ek: Türkiye Sular Atlası
  • En iyimser küresel ısınma senaryosuna göre oluşturulan iklim modellerinde, 2100 yılına kadar küresel sıcaklık 1.1 ile 4 derece artacak.Türkiye'nin de içinde bulunduğu yarı kurak kuşakta su kaynakları önemli oranda azalacak.
    Günümüzden 300 milyon yıl önce, jeologların 'Karbonifer Çağı' dedikleri dönemde dünya, çok farklı bitki ve hayvan türlerinin yaşadığı uçsuz bucaksız bataklıklarla kaplıydı. Bu canlılar, jeolojik dönemler sonucu toprağa gömüldü ve milyonlarca yıl içinde, yerin altında bugün 'kömür' ve 'petrol' dediğimiz maddelere dönüştü. Bu maddeleri, canlıların fosilleşmiş kalıntılarıdan oluştuğu için 'fosil yakıtlar' diye de niteliyoruz.
    Uzun süredir baraküda gibi tropik kökenli ya da sıcak suyu seven balıklara Karadeniz'de de rastlanıyor. Bilim insanlarına göre bu durum, bozulan atmosferik ritim ile denizlerimizde oluşan farklı sistemin bir göstergesi. TÜDAV, konuyla ilgili olarak 'Küresel Isınma ve Türkiye Denizleri' başlıklı bir rapor hazırladı.
    Sorun, ilk kez birkaç yıl önce Orta Anadolu'da bütün göllerin kurumasıyla kamuoyunun gündemine geldi. Gazeteler, 'Göller Bölgesi, çöller bölgesi oldu' diye yazdı. Son iki yıl içinde ise Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük kentlerin su rezervlerinin tehlikeli derecede azalması, hâlâ devam eden bir tartışma başlattı. 'Kuraklık' ile 'küresel ısınma' farklı kavramlar, ama aynı çıkmaz sokağa açılıyorlar. Türkiye'nin gündeminde de artık tüm dünyada olduğu gibi 'susuzluk' var.
    Türkiye'nin yüksek zirvelerinin kuzey yamaçlarında bulunan buzullar, çok uzun zamandır eriyor. Ama bu erimenin küresel ısınma kaynaklı olduğu yolunda bilimsel bir çalışma yok. Türkiye buzullarının tamamen yok olması, onlardan beslenen büyük nehirlerde ciddi su kaybına neden olacak. Buzullar Türkiye'nin en temiz suları...
    Çağımız, canlı türlerindeki yok oluşun en yoğun gözlendiği çağ. Türler üzerindeki en önemli tehditler ise yaşam alanı kaybı, doğal kaynakların aşırı kullanımı, kirlilik, istilacı türlerin yaygınlaşması ve iklim değişikliği... Korunan alanlar, biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesiyle birlikte, iklim değişikliğine karşı 'karbon deposu' görevi de görerek seragazlarının azaltılmasını sağlar.
    Ekonomik ve ekolojik krizler birbirini besliyor. Her iki krizi başımıza saran kısa vadeli dev kârlar peşindeki dev şirketlere hesap sormadığımız sürece, korkunç bir 'basiret bağlanması' ile özürlüyüz demektir. Bu özrümüzü gidermediğimiz sürece de kârlar 'özel', zararlar 'kamusal' olacak. Küresel ekolojik ve ekonomik felaket de kaçınılmaz olacak.
    Küresel ısınmayı bir 'fırsatlar alanı' olarak gören küresel ekonomi, erişkinlerin yaşamını kıyasıya eleştiren komedi animasyon dizisi 'South Park'ı andırıyor. Getirilen ekonomik çözümlerin hepsi, serbest pazar tüketici tercihlerine, çevresel/sosyal maliyetlerin topluma yüklenmesine ve tüketimin sürmesi için teknolojiye bel bağlıyor. Hiçbiri, sorunun özü olan 'daha az tüketme' ve 'yaşam biçimimizi değiştirme' önerilerine yer vermiyor.
    Küresel iklim değişimi, zaman içinde küresel ısınma gibi tek yönlü bir demagojiye dönüştürülerek politikleştirildi. Karamsar senaryolarla yaratılan küresel paranoya, bilim dünyasını da kapsayan kutsal, tartışılmayan bir alan yarattı. Bu durum, ormanımızın, bozkırımızın yanı sıra aydınımızın, çevrecimizin ve bilim insanımızın da karşı karşıya olduğu en ciddi sorun.
    Türkiye ormanları, günümüzde küresel ısınmadan çok, ormancılık disiplinini hiçe sayan yasal düzenlemelerden zarar görüyor. Yıllardır tartışılan '2B' arazileri, 3213 sayılı Maden Kanunu'nda yapılan değişiklikler, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 8. maddesinin yeniden düzenlenmesi ve orman koruma çalışmalarının köy tüzel kişiliklerine bırakılması düzenlemeleri...
    Güneydoğu Anadolu Projesi... Kısa adı ile GAP. Tarımdan su kaynaklarına, turizmden enerjiye pek çok alanda Türkiye'nin büyük umutlar bağladığı devasa bir proje. Hakkında çok konuşulan, çok yazılan, son 20-30 yılda gündemin hep en ön sıralarında yer alan bu bölgesel kalkınma projesiyle Güneydoğu Anadolu'da çok şey değişiyor. Bölgenin havası ve suyu da...
    Dünyadaki iklim krizinin vuracağı en büyük sektörlerden biri tarım olacak. Kuraklık, çölleşme ve erozyon, tarımda kullanılan çeşitlerin azalması, tarım zararlılarının artması gibi ürkütücü sonuçlar doğuracak. Tarımdaki zorlukların 'yerel'de başlayıp 'küresel' bir gıda krizine sıçrayacağını şimdiden söylemek, yanlış bir öngörü olmaz.
    Birkaç yıldır Türkiye'de yaşanan ve çoğunlukla küresel ısınmayla karıştırılan kuraklık, en büyük darbeyi zaten çok büyük yapısal sorunları olan tarım kesimine vurdu. Hem küresel ısınmayı, hem son yıllardaki kuraklığı ve kronikleşen su sorunumuzu Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Ahmet Atalık'a sorduk.
    Onurlu Alışveriş Manifestosu
    İHTİYARŞAHAP DAĞLARI: Van'ın Buzulları
    Ek: Türkiye Sular Atlası
    Göster

    Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.