www.kesfetmekicinbak.com


Bukalemun -
Sanal Yeşil Atlas


Doğa Ansiklopedisi
Türkiyede Korunan Alanlar
Doğa Korumacı Kuruluşlar
Doğa Koruma Kılavuzu
Kuş gözlemcisi olmak istiyorum
E-Kart Gönder
İletişim
Üye girişi

ARA


YeşilAtlas Arşivi
TÜM SAYILAR !
Doğa için şikayet dilekçesi
nasıl yazarım
Doğa koruma ailesine katılın!
İl il doğa korumacılar
  Ziyaretçi Defteri
 
GELECEK DÜNYA

İnsandan Sonra

Her bir canlı, daha önce hiç düşünülmemiş bir fikrin kanıtıdır.

Göster
Ey bütün eski dünyaların, çözülmeyen şifrelerin, en soylu genlerin anası.

Dijital ya da maddi, bütün coğrafyalara can veren Gaia.
Bir kere olsun gül bize, bir kerecik omuzla yükümüzü. Sen ki baştan ayağa güçsün, DNA'dan koruğa, koruktan üzüme kadar her şeye can verensin.
Bırak geri dönelim sığınaklara, dinlenelim metal duvarlar arasında.

Etrafımızı saran bu çiçekler de nereden çıktı? Durup dururken bu kuş sesleri niye? Neden dört bir yanımızda bebek ağlamaları yankılanıyor?
Bu doğurgan kadınlar da neyin nesi? Güneş niye aniden parlamaya başladı? Kan nerede? Ölüm nerede? Formüller, düğmeler ve armalar nerede? Dijital askerlerimiz nereye kayboldular?
Güvende değiliz artık.
Dünya, dengesini yeni baştan kuruyor. Gen sığınaklarımız bir bir yıkılıyor. İnsansız bir dünya doğuyor. Biz insanız ey Gaia! Gelmiş, gelecek en bencil eşkıya.

Ölümsüzlüğü alma elimizden. En büyük düşmanımıza, zamana teslim etme bizi. Yazgımız tarifsiz bir öfke şaçsa da, yaşamın kollarına bırakma.
Korkuyoruz Gaia! Gelecek geçmişi yutacak, tarih bile yok olacak insandan sonra!
- İşte son sözleri bunlar oldu insanın.
- Sen konuşurken soluğum kesilecek sandım.

Anlatan sen değildin de tüm yer ve göktü sanki. Bir an rüzgârın durduğunu, dağların titrediğini fark ettim. Nehirler yatağından yerin altına girmek ister gibi akıyor, filkuşları saklanacak yer arıyordu.
- Her efsanede olduğu gibi, bunda da biraz gerçek payı vardır belki.
- Ne dedin?
- Bir şey demedim.
- Ben duydum. 'Biraz gerçek payı vardır belki' dedin!
- Demediğim bir şeyi duydun herhalde.
- Dememiş olmak istiyorsun. Ama dedin. Üstelik gördüklerime mi inanayım, söylediğine mi? Bu efsanenin, geçmişin aynası olduğunu dağlar ve nehirler bile saklayamıyor, ama sen saklamaya çalışıyorsun.
- Ben söylediklerimden ve söyleyemediklerimden sorumluyum. Dağların ve nehirlerin sana ne anlattığından değil.

Üstelik söylediklerim ve işittiklerin farklı şeylerse yapılacak bir şey yok.
- Senin anlattıklarından farklı şeyler duyduğumu mu düşünüyorsun yani?
- Evet.
- Peki doğrusu hangisi?
- Hepsi. Herkes kendi doğrusunu duyar. Çünkü her bir canlı, daha önce hiç düşünülmemiş bir fikrin kanıtıdır.

İlk Yolculuk
Çocuk ve yaşlı adam çalıların arasında yürüyor, akşam yemeği için böcek topluyorlardı. Bir ara dinlenmek için bir kayanın gölgesine oturdular.
- Akşam burada kalıp bu kayanın uykusunu seyretmek isterdim.
- Seyretmek yetmez, onu okuyabilmelisin.
- Bir kayayı nasıl okuyabilirim ki?
Yaşlı adam doğruldu ve çıkınından halka şeklinde ince bir odun parçası çıkardı. Odunun baltayla kesilmiş parlak yüzünde iç içe geçmiş halkaları tek tek işaret ederek yanıt verdi.
- Sabırlı ve cesur olmayı öğrenerek.
Günbatımına doğru çocuk ve yaşlı adam köye doğru yürümeye başladılar. Yaşlı adam her zamanki gibi kendileri için böcek toplama zamanının bittiğini, şimdi sırada başka canlıların olduğunu söyledi.
- İnsan nasıl bir canlıymış?
- Bencil.
- Bencil ne demek?
- Gerçekdışı.
- Gerçek canlılar bencil olamaz mı?
- Gaia'yı hisseden hiçbir canlı bencil olamaz. Bencilleşen varlıklar hem kendilerini, hem de yaşamı zora sokarlar. Gözleri varken kör, kulakları varken sağır, vicdanları varken katil olurlar. Kendilerini üstün görerek yaşamın dengesini hafife alırlar.

Bu yüzden de gerçekdışı olurlar. Töremize göre insan sözcüğü gerçeğin tam tersini, hep sakınılması gereken bir hali anlatır.
Yaşlı adamın peşinden yürüyen çocuk birden durdu ve haykırdı.
- Ama ben Gaia'yı hissetmiyorum. Dünyanın nasıl kurulduğunu, nehirlerin, dağların ve filkuşlarının nasıl oluştuğunu, insan efsanesinin gerçek olup olmadığını, tarihin bütün sırlarını merak ediyorum.
Adam ağır adımlarla çocuğun yanına geldi. Gülümseyerek ve kendinden emin konuşmaya başladı.
- Öyleyse hiç durma! Merakını gider. Gaia sana hep yakın duracaktır.
- Ama nasıl? Bana yol göstermelisin.
- Sana yol göstermeme gerek yok. Sahip olduğun hayat, en doğru yol.
- Peki neden hiçbir şey bilmiyorum o zaman?
- Doğayı yeterince okumadığın ve gerektiği kadar yürümediğin için. Bir kayayı okuyabilecek kadar sabırlı ve cesur olmalısın. Tıpkı bir ağaç gibi.
Yaşlı adam sözlerini bitirdikten sonra arkasını dönerek köyün yolunu tuttu. Çocuk yapması gereken şeyi anlamıştı. En azından o geceyi kayanın dibinde geçirmeliydi. Belki de uzun zaman köyüne dönmeyecekti. Uyuyacağı yere hava kararmadan varabilmek için hızlı adımlarla yürüdü. Kayanın dibine varınca, yaşlı adamın elinde gördüğü odun parçasını buldu. Her şey önceden düşünülmüş olmalıydı. Yattığı yerde uzunca bir süre odunun içindeki halkaları seyretti. Yaşlı adamın sözlerini hatırlamaya çalıştı.

Kulaklarında insan efsanesinin son cümlesi yankılanıyordu:
Gelecek geçmişi yutacak, tarih bile yok olacak insandan sonra!

GÜVEN EKEN

Görüşünü
Bildir
Not Ver Arkadaşına
gönder
Haberi yazdır
Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.