www.kesfetmekicinbak.com


Bukalemun -
Sanal Yeşil Atlas


Doğa Ansiklopedisi
Türkiyede Korunan Alanlar
Doğa Korumacı Kuruluşlar
Doğa Koruma Kılavuzu
Kuş gözlemcisi olmak istiyorum
E-Kart Gönder
İletişim
Üye girişi

ARA


YeşilAtlas Arşivi
TÜM SAYILAR !
Doğa için şikayet dilekçesi
nasıl yazarım
Doğa koruma ailesine katılın!
İl il doğa korumacılar
  Ziyaretçi Defteri
 

KIRILMA NOKTASI

Yaşadığımız dünyada, doğanın tanrısı artık yok edilmiştir. O sadece insanların ve biraz da paranın tanrısıdır. Güçlü olma arzusu. Dünyanın kırılma noktası. Tanrının yok oluşu.

Göster
KIRILMA NOKTASI

Ömür, uzun ince bir yoldur. Çoğu gün hızla gelip geçer. Birbirinin tekrarıdır. Ne kadar çabalasan da, başına ne zaman ne geleceğini bilemezsin. Ancak bazı önemli anlar vardır ki, bunlar uzun ince yolun yön değiştirdiği kırılma noktalarıdır. Sanılanın aksine, hayatın gerçek kırılma noktalarıyla önemli kararlarımız arasında doğrudan bir bağ yoktur. Yaşamımızın yönünü değiştiren olayların çoğu, aslında çok farklı bir niyetle aldığımız basit kararların ürünüdür.

Sağlık için spor yapmaya karar verirsiniz. Yolda giderken bir kaza olur. Altı ay hastanede yaşarsınız. Orada hayatınızın aşkıyla karşılaşırsınız ve evlenirsiniz. Üniversite sınavında "C" ve "D" şıkları arasında gider gelirsiniz. Doğru olan "C" şıkkı sizin üniversite biletiniz, yanlış olan "D" ise bir yıl açıkta kalmanız anlamına gelir. "D"yi tercih ettiğiniz ve o yıl derslere girmediğiniz için sık sık uğradığınız kahvede bir gün yan masada oturan biriyle tanışırsınız. O, o günden sonra hayattaki en yakın dostunuz olacaktır.

Hayatımızdaki hangi önemli noktaya bakarsak bakalım, arkasında bunlara benzer bir hikaye buluruz. Bedenimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı şekillendiren genetik kodumuzdan başlamak üzere, yaşam, başına ve sonuna çizgi çekilmesi imkansız bir rastlantılar zinciridir. Pek çok farklı inanış, bu rastlantılar zincirini kader olarak tanımlar.

İnsanın tanrısı
Bir insan hayatı için geçerli olan herşey, diğer bütün varlıklar ve nihayetinde doğanın bütünü için de geçerlidir. Doğanın kaderi, onun parçası olan her bir canlının yaşamındaki kırılma noktalarına göre şekillenir. Kimi yerde kurur, kimi yerde yeşerir. İnsan, bugün doğanın kaderini en hızlı değiştiren güçtür. Bu güç, belki de dünyanın yaşadığı tüm kasırgalardan, depremlerden ve salgın hastalıklardan daha fazladır. Çünkü insanoğlu arzuladığı yaşamı sürdürebilmek için doğadaki serbest enerjiyi dizginlemekte ve denetimi altına almaktadır. Bu tercihi nedeniyle insanlık, doğa üzerinde sayılamayacak kadar çok kırılma noktası yaratmaktadır.

Doğadaki herşeyin insanın denetimine geçmesi zorunlu olan bir düzende, her şeyden önce tanrının tanımı ve varlık nedeni değişir. Tanrı artık bildiğimiz tanrı, yani doğadaki bütün varlıkların sahibi ve koruyucusu değildir. Tanrıya sadece insanlara refah, sağlık, mutluluk ve tüm bunların anahtarı olan parayı vermesi için yakarılır. Kimse tanrının küresel ısınmanın önüne geçmesi veya nesli tükenen canlıları koruması için dua etmez. Çünkü insan, doğadaki diğer bütün varlıkları alıp satma, var ve yok etme hakkını kendi eline geçirmiştir ve bunları tanrıya geri vermeye niyetli değildir. Yaşadığımız düzende, doğanın tanrısı bile yok edilmiştir. O artık sadece insanların ve biraz da paranın tanrısıdır.

Saadet üçgeni
Bugün doğadaki canlıların kaderini değiştiren olayların çoğu, aslında şirketlerin ve onların sadık müşterileri olan bizlerin çok farkli bir niyetle aldığı basit kararların ürünüdür. Bizler daha çok enerji tüketmek ve daha kaliteli şeyler kullanmak istediğimiz için şirketler daha çok üretim yapmayı, devletlerse bu yolda onlara destek olmayı kendilerine hak ve görev bilirler. Bu motivasyon, hak ve görev olmak kadar şirketlerin ve hükümetlerin karlılıklarının sigortasıdır da.

Birbirini böylesine uyumlu bir şekilde tamamlayan tüketici, sermaye ve devlet üçgeni içinde doğal kaynakların yeri ham madde olmanın ötesine geçemez. Doğa, kolayca yok edilebilmek için her türlü görsel, kültürel ve ilahi değerlerinden soyutlanır. Saadet üçgenindeki her üç taraf da karlılık ve mutluluğunu doğadan gelen ham maddelere borçlu olmakla birlikte, bir gün bu kaynakların tükeneceğini asla düşünmez. Çünkü bu düşünceyle kaybedilecek her saniye, rakiplerin güçlenmesine zaman tanımaktır ve üçgenin dışına itilmek anlamına gelir. Tüketici daha çok tüketimi, şirketler daha büyük bir piyasayı, hükümetler ise her iki taraf için de kolaylaştırıcı olmayı arzular. Bu üçgenin içinde gelişen her hamle, yeryüzündeki yaşam üzerinde bir kırılma daha yaratır. Dikkuyrukların nesli tükenir, Seyfe Gölü kurur, Dicle nehri durup Ilısu Barajı olur, Türkiye satılır, yazlar uzar, kışlar kısalır, Mogan'ın sazlıkları sökülür, Uganda'da binlerce insan açlıktan ölür, tavuklar insana hastalık bulaştırır. Önemi yok. Tek hedef alışveriş merkezlerindeki ibadetin sürmesidir. Dünyanın başına ne zaman ne geleceğini bilmeden ve düşünmeden. Bu, tanrısızlık değil midir?

Güçlü olma arzusu. Dünyanın kırılma noktası. Tanrının yok oluşu.

Güven Eken

Görüşünü
Bildir
Not Ver Arkadaşına
gönder
Haberi yazdır
Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.